Çevik (Agile) Nedir, Ne Değildir?

Herhangi bir proje bünyesinde veya tek başına, çevik yöntemler (agile) her yerde karşımıza çıkıyor. Çevik yönetim, Wikipedia’da : “”Çevik yönetim” veya “çevik süreç yönetimi” mühendislik, bilgi teknolojileri ve diğer iş alanlarında yeni ürün veya hizmetin yüksek esneklikli ve tekrarlayıcı yaklaşımla ortaya konmasını sağlayan tekrarlayıcı, artımlı yöntem” olarak tanımlanıyor.

Çevik yönetim felsefesi, sürekli gelişim ve iyileşme felsefesine dayalı “kaizen” ve süreç ve işlemlerde sadeleşmeyi ve odaklanmayı öngören “yalın” yöntemlerden de esinlenmiştir. Bu esinlenmelerle birlikte, büyük ve bütün bir işin, küçük parçalarla ele alınması yoluyla bugünkü haline ulaşmış ve 2001 yılında “Çevik Manifesto” yayınlanmıştır.

Çevik Manifesto dört temel değere vurgu yapar:
– İlgili taraflarla iletişim, standard prosedür ve araçlardan çok daha önemlidir.
– Çalışan bir ürün/hizmet/uygulama teslim etmeye odaklanarak, etraflıca hazırlanmış dokümantasyona daha az odaklanmak,
– Müşteriyle daha yoğun işbirliği,
– İşin kapsamını dondurmaktansa değişikliğe açık olmak.

Yüksek rekabet koşulları, hızlı değişen teknolojiler, müşterinin de nihai gereksinimi henüz proje başlarken detaylarıyla görememesi, ürün veya hizmetle ilgili algının işin başlamasından sonra karşılıklı oluşması ve gelişmesi, çevik yöntemler uygulamamızı kaçınılmaz kılıyor. Çevik felsefe, ürünün belli bölüm ve özelliklerini baz alarak, tüm süreçlerin (projelerde fazların) kısa döngülerle uygulanarak, artımsal olarak ürün veya hizmetin tamamlanmasını öngörür. Ürüne, paydaşlara ve değişime odaklanan çevik felsefesi özünde tek olmakla birlikte çevik felsefesini uygulamaya koyarken uygulanan farklı yaklaşım, standard, metodoloji ve yöntemler vardır.

Bu metodolojilerin bölümünden kavramsal olarak bahsedeceğiz:

KANBAN

1950’lerde Toyota tarafından kullanılmaya başlanan ve daha sonraları “Tam Zamanında Üretim” yaklaşımının ana araçlarından biri haline gelen kanban tekniği, üretim hattında biten malzemenin bir kart üzerine düşülen notla ilgili depodan istenmesini ve çekilmesini sağlıyordu. Böylece daha sonraları stok bulundurulmadan üretimin gerçekleşmesini sağlayan JIT (Just In Time – Tam zamanında) yönteminin temel aracı haline geldi. Kanban “kartlarının” mantığı, üretim sürecinde “itme”ye değil, “çekme”ye dayalı olmasıdır. Teknikte, ilgili iş adımı, kendisini besleyen iş adımından taleplerde bulunur. Bugün çevik ekipler, hızlı döngüyü sağlayabilmek için kanban kartlarından faydalanıyorlar ve kartların tamamını görebilecekleri bir tahta yardımı ile toplam iş döngülerinin neresinde olduklarını takip ederek, planlama ve hazırlıklarını bu çerçevede gerçekleştiriyorlar. Kanban kendi başına bir çevik yönetim yaklaşım ve metodolojisi sunmasa da, uygulama için güçlü bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.

SCRUM

Ürünün öncelikli gereksinimlerine göre, kısa döngüler (sprintler) halinde bu gereksinimleri ortaya koymayı hedefleyen ve sprintler içindeki günlük faaliyetleri belirli kurallara göre hareket eden özellikle yazılım projelerinde kullanılan çevik metodolojisidir. Çok büyük projeler ve büyük ekipler için uygulanması için yeniden ölçeklendirilmesine ihtiyaç duyulabilir. Çevik yönetim uygulayanların %60’a yakını bunu Scrum metodolojisi ile yaptıklarını söylemektedirler. Scrum metodolojisi, dünyada en tercih edilen çevik metodolojilerinden olmakla birlikte, büyük projeler ve ekipler için uygulaması ve entegrasyonu sağlaması zor görünmektedir.

SCALED AGILE (Ölçeklendirilmiş Çevik)

Scaleagileframework.com’dan alınmıştır

Büyük ölçekli projelerde ve ekiplerde, çevik yöntemlerin sorunsuz ve etkin entegrasyonu sağlayacak şekilde uygulanmasını mümkün kılar. Uygulanan iki teknikten bahsetmemiz mümkündür. Biri Scaled Agile kuruluşu tarafından geliştirilen Scaled Agiled Framework (SAFe) , diğeri de Scrum kuruluşu tarafından geliştirilen Nexus’tur. Her ikisi de kuruluşun bütününden koparmadan, ürünün farklı ekipler tarafından entegre geliştirilmesini sağlamak için kullanılan tekniklerdir.

Scrum.org’dan alınmıştır.

Kuruluşumuzun ölçeğine, kurumsal kültürümüze, bulunduğumuz sektörün gereksinimlerine göre kullanacağımız çevik yöntem ve metodolojiler değişebilir. Yöntem ve metodolojileri uygulamak için asıl ihtiyacımız olansa, her şeyden önce ürünlerimizin ve projelerimizin ömür döngülerini anlayarak süreçlerimizi buna göre düzenlemektir. İşte bu süreç düzenlemeleri sırasında çevik felsefe ve yaklaşımına hakim olmak, süreçlerimizi gerektiği ve ihtiyaç duyduğumuz şekilde düzenlememiz için gerekli know-how’ı sağlayacaktır bize. Çevik felsefeye hakimiyet , alternatiflerle yeni iş biçimlerine başarılı bir şekilde uyarlanmamızı sağlarlar. Eğer hakim değilsek, bunun bedeli maalesef ortaya koyduğumuz değerin sorgulanmasından başlayarak, varlığımızı tehdit eder boyuta da ulaşabilir.
Ürün ve projelerimizin ömür döngüsünü doğru anlamak ve doğru metodolojilerle uygulamak pazarda varlığımızı güçlendirerek devam ettirmemizi sağlayacaktır.
Görünen o ki, dijitalleşen dünyada tüm projelerin bir ayağı bilişim çözümlerine dayalı olacaktır. Bu da, bulunduğumuz sektör ne olursa olsun, gelecekte hızla çevikleşme ihtiyacını ortaya çıkaracaktır. Geleceğe hazırlıklı olmak için çevikleşmeliyiz.

EnglishTürkçe