Proje Yöneticisinin En Önemli Donanımı

Proje yönetirken veya proje yöneticileri ile iş görüşmesi yaparken aklımı kurcalayan bir soru vardı:

İnsanların proje yöneticisi olma isteklerinin kaynağında neler var? Hala cevabı tam olarak bulduğumu söyleyemem. Sizin cevaplarınızı da merak ediyorum açıkçası.

Bir açıdan proje yönetmek bir şirket yönetmek gibi görülebilir.

Ancak müşterilerini ve çalışanlarını seçmede fazla etkisi olmayan bir yönetici. İşin içine hesap verdiği yönetim kurulu gibi bir üst seviyeyi de alınca zaman zaman bu paydaşlar arasında sıkıştığını hissetmesi kaçınılmaz. Hele ki senin onları onların seni seçmediği bir proje takımı ile çalışmak işin en eğlenceli kısmı. Sanırım proje yöneticisi için en zorlu olanı, müşteri veya üst yönetimden ziyade, proje takımındaki arkadaşları ile olan etkileşim.

İşin içine bir de proje yönetimine karşı gelişen ön yargıları aldığınızda durum biraz daha çetrefilleşmeye başlıyor. Her ne kadar günümüzde proje yönetimi uygulamaları kabul görmüş ve benimsenmiş olsa da hala proje yöneticilerini gereksiz gören, proje yönetiminin kağıt kürek işi olduğunu düşünen bir kitle var. Onlara derdinizi anlatmaya çalışırken tüm enerjinizi tüketebilirsiniz.

Kolay müşteri yoktur, müşteriye uyum sağlamak vardır. Müşteriler de proje yöneticisinin dikkat, titizlik ve beceri ile yöneteceği en önemli paydaşlar. Müşteri olmanın dayanılmaz hafifliği ile proje yöneticisini en fazla zorlayacak grup. Bu zorlukların neler olabileceğini siz biliyorsunuz, uzun uzun yazmaya gerek yok sanırım.

Proje yöneticisi olarak tüm bu gerçekler ve zorluklarla baş edebilecek donanımınız var mı? İlk akla gelen cevapları duyar gibiyim. Proje yönetimi süreç ve yöntemlerini bilmek, yani işin tekniğini bilmek, bu konuda deneyimli olmak en önemli donanımımız diye düşünüyorsunuz. Bence bunlar doğru ama eksik. Bu kayak yapmaya giderden sadece kayak ve ayakkabısının yeterli olacağını düşünmek gibi. Kayağa böyle giderseniz kayabilirsiniz ancak uzun süreli olmaz ve biraz yıpranırsınız.

Proje yöneticilerinin çok iyi bildiği bir cümle vardır: Proje yöneticisi zamanının %80’ini iletişimle geçirir. Şimdiye kadar aldığınız proje yönetimi eğitimlerinizi düşünün. Bu eğitimler ne oranda %80 zamanınızı harcadığınız iletişime yönelikti? Benim deneyimim bu oranın çok düşük olduğu yönünde. Evet Proje Yöneticisinin liderlik becerileri, paydaş ve insan yönetimi çok önemsenir, bu önem oldukça vurgulanır. Ancak öğrenmeye gelince işin kolayını seçer; süreçler, yöntemler gibi proje yönetim tekniklerini tercih ederiz. %80 ağırlığı liderin iletişim becerilerine vermeyiz.

Aslında iletişim becerilerine giden yolun formülü basit:

    Özbilinç + Özdenetim + Sosyal Bilinç -> İlişki yönetimi *

(*Yeni Liderler, Daniel Goleman, Richard Boyatzis, Annie McKee)

Duygusal zeka becerilerinden bahsediyoruz. Özbilinç, özdenetim ve sosyal bilinç bizi ilişki yönetimi için donatırken proje sahasına tam donanımlı çıkmamızı sağlar. Duygusal Zeka kitabının yazarı Daniel Goleman EQ yetkinliklerinin öğrenilebilir olduğunu iddia ediyor. İki önemli aşaması var: Farkındalık ve davranış değişikliği. Doğan Cüceloğlu hocamız der ki; farkındalık çok önemli ancak davranış değişikliği için azimle çaba göstermek ve çalışmak gerekir, yoksa farkındalık tek başına bir şey ifade etmez.

Duygusal zeka bir proje yöneticisinin en önemli donanımı. Bu donanımı kazanmak, geliştirmek için çaba sarfetmeli. Peki nasıl olacak? Bunu da bir sonraki yazıya bırakalım.

 

Yazar: Nurdan ÖZDEMİR



EnglishTürkçe